Sosyoloji Bölümü doktora adayımız Neveen Fathi Abouldahab, bu yıl Haziran ve Temmuz aylarında düzenlenen üç uluslararası akademik etkinlikte araştırmalarını sunarak bölümümüzü başarıyla temsil etti.
Neveen Fathi Abouldahab, ilk olarak British Society for Middle Eastern Studies (BRISMES) yıllık konferansında “From Liminality to Place Belonging: Narrative of Home and Belonging” başlıklı bildirisini sundu.
Ardından, 7–8 Temmuz 2026 tarihlerinde İsviçre’deki Neuchâtel Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 1st Swiss Conference of Migration and Mobility Studies (SCMMS) konferansında “From Prolonged Liminality to Active Agency: Belonging and Home-Making Practices Among Arab Migrants in Istanbul” başlıklı araştırmasını paylaştı.
On iki aylık nitel saha araştırmasına dayanan bu çalışmalar, İstanbul'da yaşayan Arap göçmenlerin uzun süreli belirsizlik ve eşiksellik koşullarında aidiyet ve “ev” duygusunu nasıl inşa ettiklerini inceliyor.
Araştırma; Árpád Szakolczai'nin uzun süreli eşiksellik (prolonged liminality) yaklaşımı, Paolo Boccagni'nin ev kurma (home-making) sosyolojisi ve Sara Ahmed'in duygulanım kuramından yararlanarak, Majlis gibi topluluk temelli gayriresmî mekânların “duygulanımsal sığınaklar” olarak nasıl işlev gördüğünü ortaya koyuyor.
Çalışma ayrıca ortak ritüellerin ve sosyo-kültürel mekânların kent yaşamındaki yabancılaşmayı kolektif eylemliliğe dönüştürdüğünü ve umudun belirsizlik koşullarında stratejik bir toplumsal kaynak hâline geldiğini gösteriyor.
Neveen Fathi Abouldahab ayrıca 6–7 Temmuz 2026 tarihlerinde Galway Üniversitesi Centre for Law, Religion and Society tarafından düzenlenen International Workshop on Radical Imagination: Rethinking Gender Justice in the Middle East and North Africa başlıklı uluslararası çalıştaya katıldı. Çalıştayda “Women's Agency and Islam: Rethinking Power and Autonomy through the Story of Zaynab bint Muhammad” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.
Bu çalışma, toplumsal cinsiyet, İslam ve modernlik üzerine yürütülen güncel tartışmalara katkı sunarak Müslüman kadınların eylemliliğini tarihsel ve kuramsal bir perspektiften yeniden değerlendiriyor. Hz. Muhammed'in kızı Zeyneb bint Muhammed'in yaşamı ve kararları üzerinden kadınların eylemliliğinin yalnızca seküler-liberal direniş biçimleriyle değil, aynı zamanda etik ve ailevi sorumluluklar çerçevesinde de anlaşılabileceğini ileri sürüyor.
Saba Mahmood ve Lila Abu-Lughod'un postkolonyal yaklaşımlarından hareket eden çalışma, erken İslam tarihini güç, özerklik ve toplumsal cinsiyet adaletini yeniden düşünmek için önemli bir kuramsal kaynak olarak ele alıyor.
Doktora adayımız Neveen Fathi Abouldahab'ı uluslararası akademik platformlarda bölümümüzü başarıyla temsil etmesinden dolayı kutluyor, akademik çalışmalarında başarılarının devamını diliyoruz.