Sosyoloji Bölümümüz araştırma görevlilerinden Yunus Yeşil’in kaleme aldığı “Dijital ve Fiziksel Arasında Hibrit Bir Performans Mekanı: Üsküdar Uncular Sokağı’nın Mekansal Dönüşümü ve Yeni Müslüman Gençlik Pratikleri” başlıklı çalışma, Eskiyeni Yayıncılık tarafından Şubat 2026’da okura sunulan ve editörlüğünü Felsefe ve Din Bölümü öğretim görevlisi Dr. Mehmet Ali Başak hocamızın yürüttüğü “Dijital Dünyada Müslüman Olmak” isimli kitapta yer aldı. Sosyo-mekânsal dönüşüm ve dindarlık pratiklerini merkeze alan bu çalışma, dijitalleşen dünyada yeni Müslüman öznelliklerin kamusal alandaki izlerini sürüyor.
Yunus Yeşil, araştırmasında İstanbul’un tarihsel ve manevi dokusuyla özdeşleşmiş Üsküdar ilçesinde yer alan Uncular Sokağı’nın son beş yıl içerisindeki değişimini derinlemesine inceliyor. Çalışma, sokağın geleneksel esnaf yapısından sıyrılarak üçüncü nesil kahve dükkânlarının ve İslami sivil toplum kuruluşlarının bir arada bulunduğu hibrit bir kamusal alana evrilme sürecini analiz ediyor. Bu dönüşüm sadece fiziksel bir yenilenme olarak değil, aynı zamanda dindar gençliğin modern tüketim kültürü ve dijital performans arzusuyla kurduğu ilişkinin bir sonucu olan “post-İslamcı bir mekân inşası” olarak tanımlanıyor.
Araştırmanın metodolojik zeminini oluşturan çok-alanlı etnografi yaklaşımı; sokağın müdavimleri ve çalışanlarıyla yapılan 22 mülakatı, bir yıla yayılan katılımcı gözlemleri ve X (Twitter) platformu üzerinden toplanan dijital verilerin söylem analizini sentezliyor. Elde edilen bulgular, Uncular Sokağı’nın fiziksel sınırlarını aşarak dijital mecralarla bütünleştiğini ve dindar gençlik için hem seküler kamusallıktan bir kaçış alanı (safe zone) hem de kendi topluluğu içinde bir “performans sahnesi” işlevi gördüğünü ortaya koyuyor.
Çalışmanın en özgün yönlerinden birini, sokağın dindar gençler arasındaki tanışma ve eş seçme pratiklerinde yarattığı dönüşüm oluşturuyor. Araştırma; aile denetimli geleneksel modellerin yerini alan, dijital etkileşimlerle beslenen ve kamusal alanda icra edilen “muhafazakâr date” veya evlilik görüşmesi ritüellerini mercek altına alıyor. Sokağın dar yapısı ve sosyal medyadaki “Muhafazakâr Magazin” olarak adlandırılan dijital denetim ağları, gençlerin birbirini izlediği ve modern flört yöntemlerini dini meşruiyet zemininde yeniden ürettiği “fijital” bir kamusallık örneği sunuyor.
Sonuç olarak Yunus Yeşil, Uncular Sokağı deneyimi üzerinden Türkiye’deki dindarlığın modernite, kapitalist tüketim pratikleri ve dijital kimlik performanslarıyla nasıl müzakere edildiğini sosyolojik bir perspektifle tartışmaya açıyor.
Araştırma görevlimizi bu kıymetli çalışmasından dolayı tebrik eder, akademik başarılarının devamını dileriz.