Sosyoloji Bölümü’nün düzenlediği Yuvarlak Masa Tartışmaları, bu kez Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü ile Medeniyetler İttifakı Enstitüsü iş birliğinde “War on Iran and Beyond: Perspectives from Sociology and Political Science” (Sosyoloji ve Siyaset Bilimi Perspektifinden İran Savaşı ve Ötesi) başlığı altında 24 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirildi.
Ortaklaşa düzenlenen etkinlikte İran Savaşı farklı sosyolojik ve siyasi perspektiflerden ele alındı. Moderatörlüğü Prof. Dr. Ramazan Aras’ın üstlendiği etkinlikte, Prof. Dr. Mücahit Bilici, Prof. Dr. Syed Farid Alatas, Doç. Dr. Serhan Afacan ve Dr. Öğretim Üyesi Ömer Behram Özdemir konuşmacı olarak katkı sağlarken Prof. Dr. Alev Erkilet ve Dr. Öğretim Üyesi Heba Ezzat tartışmacı olarak yer aldılar.
Düzenlenen panelde; Ortadoğu’daki güncel dinamikler, küresel emperyalizm ve İran’ın bölgedeki rolü sosyoloji ve uluslararası ilişkiler disiplinlerinin sunduğu teorik çerçeveler ışığında derinlemesine analiz edildi. Panelde; klasik ulus-devlet çıkarları ile “ümmet” bilinci arasındaki gerilimler, sömürgesizleştirme (decolonization) süreçleri ve bölge halklarının yaşadığı sosyopolitik gerçeklikler tartışmanın ana eksenini oluşturdu.
Panelin odak noktalarından biri olan İran’ın bölgedeki konumu hem toplumsal hareketler hem de devlet stratejileri açısından değerlendirildi. Bazı konuşmacılar, İran’ın 1979 Devrimi’nden bu yana ABD ve İsrail’e karşı takındığı tavrı “karşı-hegemonik” ve “anti-emperyalist” bir direniş sembolü olarak nitelendirdi. Özellikle Gazze’deki gelişmeler sonrası Batı’nın kullandığı dilin “pro-kolonyal” bir nitelik kazandığına dikkat çekilirken; İran’ın “dolarsızlaştırma” (de-dollarization) hamlelerinin küresel sistemde pratik bir sömürgesizleştirme çabası olduğu vurgulandı.
Öte yandan, uluslararası ilişkiler perspektifinden sunulan eleştirel görüşlerde, İran’ın hamlelerinin “realpolitik” ve modern ulus-devlet çıkarlarıyla şekillendiği ifade edildi. İran’ın Suriye ve Yemen gibi kriz bölgelerindeki müdahalelerinin yerel halk hareketleri üzerindeki etkileri tartışılırken; devletin zaman zaman mezhepçi bir ajanda üzerinden “mini-emperyalist” bir güç gibi hareket ettiği yönündeki tespitler paylaşıldı.
Panelin sonuç bölümünde, sosyal bilimlerin ve uluslararası ilişkiler teorilerinin savaş ve çatışma dönemlerinde mevcut kalıpların dışına çıkması gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, mezhepçiliği ve ulus-devlet merkezli yaklaşımları aşan, bölge halklarının ortak çıkar ve huzurunu önceleyen kapsayıcı bir “sömürgecilik karşıtı vizyon” (de-colonial) inşa edilmesinin önemine dikkat çekti.
Toplantı, bölgedeki krizlerin çözümünde hem makro-siyasi dengelerin hem de mikro-sosyolojik gerçekliklerin eş zamanlı olarak gözetilmesi gerektiği vurgusuyla sona erdi.