Yükleniyor, lütfen bekleyiniz.

Prof. Dr. Alev Erkilet’in Sekülerizm, Sekülerleşme ve Sekülerleştirme Kavramları Üzerine Yazdığı Kitap Bölümü Yayınlandı

16.03.2026
Prof. Dr. Alev Erkilet’in Sekülerizm, Sekülerleşme ve Sekülerleştirme Kavramları Üzerine Yazdığı Kitap Bölümü Yayınlandı
Prof. Dr. Alev Erkilet’in “Sekülerizm ve Sekülerleşme Kavramları Üzerine Bazı Mülahazalar” başlıklı bölümünü yazdığı “Sekülerleşme (Dünyevileşme) İhtisas Toplantısı” adlı kitap okuyucuyla buluştu.

Prof. Dr. Alev Erkilet, “Sekülerleşme (Dünyevileşme) İhtisas Toplantısı” adlı kitap çalışması için “Sekülerizm ve Sekülerleşme Kavramları Üzerine Bazı Mülahazalar” başlıklı bölümü kaleme aldı. Hocamızın da katkısıyla hazırlanan kitap, geçtiğimiz günlerde Birlik Akademi tarafından yayınlandı.

Prof. Dr. Alev Erkilet’in çalışması, sekülerizm ve sekülerleşme kavramlarını Batı ve Türkiye tecrübeleri arasındaki temel farklar üzerinden ele alan sosyolojik bir analiz mahiyetinde. Prof. Dr. Alev Erkilet’e göre sekülerizm, genel anlamıyla dinin veya dini düşüncenin toplumun diğer alanlarından ayrışması gerektiğini savunan felsefi bir duruş. Modern toplumun; ulus-devlet ve kapitalizmle birlikte üç ana sütunundan biri olarak kabul edilen bu anlayış, 15. yüzyıldan itibaren Batı Avrupa’da Kilise’nin baskıcı yönetimine ve feodal düzene bir çözüm arayışı olarak ortaya çıkmıştı. Batı'daki bu süreç, toplumsal ihtiyaçlardan doğan kendiliğinden bir değişim veya toplumsal hareketlerin doğal bir neticesi oldu.

Türkiye’de “Sekülerleştirme”

Türkiye bağlamında ise süreç Batı'dakinden oldukça farklı bir seyir izledi. Osmanlı toplumunda Batı tipi bir teokrasi veya engizisyon bulunmamasına rağmen, Cumhuriyet'in ilk yıllarında sekülerleşme yukarıdan aşağıya, güç kullanımıyla dayatılan bir “toplumsal mühendislik” projesi olarak uygulandı. Bu durum, değişimin “serbest” değil “zorunlu” bir kültür değişmesi karakteri kazanmasına yol açtı. Türkiye örneğinde din ve devlet tam anlamıyla ayrılmamış, aksine din, devletin denetimi ve güdümü altına sokulmuş durumdaydı. Yazar, bu zorlayıcı nitelik nedeniyle Türkiye tecrübesi için “sekülerleşme” yerine “sekülerleştirme” kavramının kullanılmasının daha isabetli olduğunu belirtiyor.

Tüketim ve Dünyevileşme

Metinde dikkat çekilen bir diğer önemli kavram ise “dünyevileşme”. Dünyevileşme, Tanrı’nın dünya işleriyle bağının koparılması ve hayatın parçalara ayrılması anlamına geliyor. Türkiye'de baskıcı laiklik uygulamalarına karşı toplum direnç gösterse de kalkınma ve modernleşme söylemleriyle birlikte bireyselleşme, dünyevileşme ve kapitalizme eklemlenme süreçleri alttan alta devam etti. Özellikle 2000 sonrasında devlet baskısı azalsa bile, çalışma, kapitalizmin tüketim kültürü aracılığıyla dindar kesimlerin de gündelik hayatına sızdığını ve onları dönüştürdüğünü vurguluyor.

Sonuç olarak Prof. Dr. Alev Erkilet, günümüzün şeffaflık ve teşhir toplumunda nesnelerin özsel değerinin yerini sergileme değerinin aldığını ve bunun bir yabancılaşma yarattığını ifade ediyor. Çalışmada, bu sekülerleşme ve kapitalist kuşatmaya karşı önerilen çözüm ise İslamcılık düşüncesinin yeniden canlandırılması. Bu yaklaşım; tevhit ilkesiyle hayatın bütünlüğünü savunmayı, gösterişçi tüketim yerine sadeliği benimsemeyi, kadınları aktif özneler haline getirmeyi ve İslam’ı bütünsel bir hayat nizamı olarak hayata geçirmeyi hedefleyen bir mücadele alanı olarak tanımlanıyor.

Hocamızı tebrik ediyor, değerli çalışmalarının devamını diliyoruz.